Sabah Olursa

1911

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Halûk,Eğer bu memleketin sislenen şu nâsiye-iMukadderâtı, kavî bir elin kavî, muhyîBir ihtizâz-ı temâsıyla silkinip şu donuk,Şu paslı çehre-i millet biraz gülerse... O günBen ölmemiş bile olsam, haya pek ölgünBir irtibâtım olur şüphesiz; -O gün bendenÜmîdi kes, beni kötrüm ve boş muhîtimdeMerâretimle unut; çünkü leng ü pejmürdeNazarlarım seni mâziye çekmek ister; senBütün hüvviyet ü uzviyyetinle âtîsin:Terennüm eyliyor el’ an kulaklarımda sesin!

Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler,Tulû-i haşre kadar sürmez; akıbet bu semâ,bu mâi gök bize bir gün acır; melûl olma.Hayatta neş’ e güneştir, melâl içinde beşer,Çürür bizim gibi... Siz, ey fezâ-yı ferdânınKüçük güneşleri, artık birer birer uyanın!Ufukların ebedî iştiyâkı var nûra.Tenevvür... Asrımızın işte rûh-ı âmâli;Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli;Ziyâ içinde koşun bir halâs-ı meşkûra.Ümidimiz bu: Ölürsek de biz, yaşar mutlaka.Vatan sizinle, şu zindan karanlığından uzak!

From “Rübâb-ı Şikeste”, via the Turkish Wikisource transcription.

Public domainThis poem is in the public domain. You may read it, copy it, recite it and publish it without asking anyone.